Kaşgarlı Mahmut neler söyledi, bizler ne yapıyoruz?
Aslında Türkçe o kadar kötü bir dilmiş ki, hiçbir Türkçe sözcük, hiçbir anlamı karşılamaz olmuş(!). O kadar tembeliz ki, tembellikten hiçbir şey üretmediğimiz şu günlerde, başkalarının ürettiği şeylere iki saniye düşünüp Türkçe isim bile bulamıyoruz, bulunmuşsa beğenmiyor, kullanmıyor, sevmiyoruz, düşünüp Türkçesin hatırlamak bile istemiyoruz.
Gün geçmiyorki birileri yabancı bir sözcük kullanınca, bu sözcüğün Türkçesini, “anlamını karşılamıyor” diye beğenmesin.
Meğer bizim dilimiz ne kadar kötüymüş, aslında hiç bir işe yaramıyormuş(!). Madem bu kadar kötüydü, binlerce yıldır, atalarımız nasıl kullandı, bir birleriyle nasıl iletişim kurdu acaba?
Kaşgarlı Mahmut’un Arapça – Türkçe sözlüğü olan Divan-ı Lügati’t Türk ‘ün başına yazdığı şu yazı bir şeyler anlatır herhalde.
Esirgeyen, koruyan Tanrının adıyla
“Allah’ın, devlet güneşini Türk burçlarından doğurmuş olduğunu ve Türklerin ülkesi üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş olduğunu gördüm. Allah onlara Türk adını verdi. Ve yer yüzüne hakim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları Türkler‘in eline verildi. Türkler Allah tarafından bütün kavimlere üstün kılındı. Haktan ayrılmayan Türkler, Allah tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi. Türkler ile birlikte olan kavimler aziz oldu. Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi. Türkler, himayelerine aldıkları milletleri, kötülerin şerrinden korudular. Cihan hakimi olan Türkler‘e herkes muhtaçtır, onlara derdini dinletmek, bu suretle her türlü arzuya naili olabilmek için Türkçe öğrenmek gerekir..”

